10/06/2026
Geleceği görmek için nereye bakmak gerek?
Fallara mı, “tarih tekerrür eder” diyerek tarih kitaplarına mı?
🔮
Ben bir süredir sanatçılara bakıyorum.
Çünkü şunu fark ettim: Gelecekle ilgili ipuçlarını sanatçılar hepimizden önce yakalıyor. Daha duyarlılar çünkü. Henüz kimse konuşmadan, henüz veriler ortaya çıkmadan, henüz toplum tam olarak hissetmeden, onlar bir şeylerin değiştiğini görüyor ve eserlerine yansıtıyorlar.
Venedik Bienali’ni gezerken bunu bir kez daha düşündüm.
Ama koşturmalar yüzünden yazıyı yazmak bugüne kaldı.
Şu anda tüm trendler sessizliği, sadeliği, içe dönüşü anlatıyor. Ama sanatın küresel otoritelerinden biri olan Venedik Bienali’nin konusu 1.5 sene önce belirlendi.
“In Minor Keys.”
Yani bağıran değil, fısıldayan işler. Büyük gösteriler değil, sessizin sesi. Görünmeyeni görünür kılma çabası.
Hepimizin aradığı da artık bu değil mi? Sessizlikteki sesi duymak, zanaatı hissetmek, sadeleşmek...
Venedik Bienali’nde bu arayışlara yanıt veren çok güzel çalışmalar vardı.
Avusturya Pavyonu’nda dev bir bronz çan vardı. Tokmağı yoktu. Yerine bir insan bedeni vardı. Sanatçı Florentina Holzinger, baş aşağı asılı şekilde sallanarak çanı çalıyordu. Çünkü Venedik’in bir gün sular altında kalabileceğini anlatmanın en etkili yolu bazen bir istatistik değil, metale çarpan bir bedenin sesi oluyor.
🇦🇺
Birleşik Arap Emirlikleri Pavyonu’nda küçücük bir oda vardı. İçinde elli-altmış hoparlör. Hepsi aynı anda başka bir şey söylüyordu. İçeride birkaç dakika geçirdikten sonra hiçbir sesi gerçekten duyamamaya başlıyorsunuz. Şu an yaşadığımız çağın kusursuz bir özeti gibiydi.
🇦🇪
Japonya Pavyonu’nda ise onlarca bebek vardı. Farklı ifadeler, farklı gözlükler, farklı karakterler… Arkasında ise düşen doğum oranları ve geleceğe dair büyüyen belirsizlik hissi vardı. İnsanlar sadece ekonomik sebeplerle değil, nasıl bir dünyaya çocuk getireceklerini bilemedikleri için de duruyor olabilir mi diye soruyordu.
🇯🇵
Sanatçılar cevap vermiyor.
Ama doğru soruları, herkesten önce soruyorlar.
Belki de bu yüzden sanat, sadece estetik değil; zamanın ruhunu anlamanın da yollarından biri.
Siz geleceğin ipuçlarını nerede arıyorsunuz?
🌟